İnsan doğası her daim merak ile iç içedir. Ölümün bir son olmadığına düşünenler ya da ölümden sonrada bağ kurulacağına inanalar yadsınamayacak kadar çoktur. Yaşayanlar ve ölenler arasında bağ kurma medyum dediğimiz aracılar vasıta edilmektedir. Merak ile başlayıp inanca dönüşen bu inanış artık bir sektöre dahi dönüşmüştür. Buna itibar edenler olduğu gibi inanmayanlar da vardır. Falcılık, büyücülük, olumsuz hisler uyandıran insanlar gözüyle görürler. Ancak medyumluk gerçek anlamıyla doğal sezgileri ve altıncı hislerini yoğun yaşayan ve paylaşan kişilerdir.

Ölülerin dünyası ile bağ kuran bu insanlar trans yöntemini kullanırlar. Medyumlar trans halindeyken ruhları kısa süreliğine bedenini terk eder. Talep edilen nesne ya da ölmüş kişiye yoğunlaşırlar. Bağ kurmak için ruhlarını zaman ve mekandan soyutlarlar. Medyumlar, ileri, derecede gelişmiş altıncı hisleriyle ruhani varlıklarla rahatlıkla iletişime geçebilirler. İdrak ve irade olarak üç sınıfa ayrılmıştır.

Sezgisel; Medyumun trans haline geçmesi ve tamamen kendi yönlendiriciliği ile bağ kurmasıdır. Kurduğu bağda idare kendindedir. İstediği yanıtları ve iletileri rahatlıkla yapabilir.

Mekanik; Yine trans halinde iken tamamen irade si dışında hareket ediyor gibidir. Kontrolsüz bir iletişim süreci geçirir. İsteği dışı iletişim kurduğu varlık bedenini kullanabilir. Medyumlar genellikle bu seanslardan sonra aşırı yorgun düşerler

Otomatik; Yarı müdahildir. Olaya hakimdir. Seansın ilerleyen zamanlarında iradesi dışında gelişmeler olur. Kurduğu bağ da her şeyin farkındadır ancak müdahale edemediği anlar olabilir. Bu sık görülmez.Yaşayanlar ile ruhani varlıklar ya da nesneler arasında bağ kuran medyum, psişik güç uzmanlarıdır.

İnsanların kendilerine ve çevrelerine açıklayamadıkları hallerde medyum yardımına başvururlar. İnsanlara kulağına gelen seslerle ya da altıncı hislerine dayanarak bilgi aktarırlar. Her aracının kendine ait yöntemi olsa da hepsinde amaç aynıdır. Ruh biliminin temel taşlarından biri olsa da medyum ve medyumluk din bilimcilerince ret edilir.